Erzurum Sevgi cennetiniz

6/2/2008 - ERZURUM ŞİİRLERİ

seni çook seviyorum

nasıl unttun be sevdğim

tekin karabey

demek gidiyorsun

eskiden kar yağardı erzurumaa

 

 

seni ele sevirem 

can erzurum

 

 

 

 

 

ERZURUM ŞİİRLERİ

 

ÖLİREM

Tahtacılardan aşşaği gelirem
Düşinirem gara gara
Bir elim cebimde, öbüründe cigara
At arabasi gidir önümde.. Soğan yükli
Yer çelpesik çamır
Köşeyi döndüm, O'ni gördüm
At arabasının önünden geçti
Bene bahdi
Off...Gözleri ela, sanki yanir
Ele tikildim galdım, ağzım açıh
Herhal beni deli sanir
Durdum galdım, dizlerim titirir
Bir ösgürdüm, bir ösgürdüm...
Az galdi bogulim, O'na gurban olim
Anasinin yaninda gidir, cump cump
Benim yüregim vurir gümp,gümp
Ne oldi bene, heç anlamadım
Onnar gidir ben gidirem, peşlerini bırahamiram
Epey gettiler, bir fıhereye para verdiler
Neden sonra bir evden içeri girdiler
Ben galdım gapıde...
Içeri giremirem, ele üşirem ele üşirem
Ceryan diregine dayaniram
O ince yagmur...
Yağdi yağdi yağdi
Ben de direginen beraber paslandım...
Ondan sonra her gün oraya getdim
O gözlerin yüzünden işi mişi terkettim
Gece ahlıma gelir, gahiram...
Sağıma-soluma bahiram yoh. Sonra yatiram...
Elma bile yerken, gırmızısıni O'na verim diyirem
Ele içim yanir, ele içim yanir ki, mantis gibi
Durmandan çay içirem
Bazen evde tek galiram...
Oturiram bir ey ağliram sonra
Ne olacah bu halim, ben neydim diye
Vele hevle çekirem
Yüzüme degil de, gülirler dalıma (sırtıma)
Ben de hayret edirem gendi halıma
Sen neye üzülirsen, o senin neyin diyirem...
Gene en çok O'ni düşünirem
Bizim orada bi'tane gehve var
Sandalyeleri odundan, uzunca, ama dar

Arada bir gidirem, çay içirem...
Bir emi var orda, gapiya yahın oturir.
Elindeki cigarayi bele çekir, çekir savurir
Eski herif yaşli...
Saçlari tökülmüs, enli gaşli...
Bir gün:
Selam verdim otudum yanına
Boğuldum, içtigi cigaranın dumanına...
Dedim emmi gusura galma
İster beni mehele(ciddiye) al ister alma
Durum bele bele, gidir görirem
Gece-gündüz oni düşünirem, ölirem
Söyle yavaş yavaş döndi, yüzüme bahdi
Kısdikten(sigara izmariti) yeni bir cigara daha yahdi
Dumanini çekti içine, sonra dişari savurdi
Kistigi galdırdi hersinen (sinrlenerek) yere vurdi
Sandalyeden doğruldi, bir daha oturdi
Eyvah ogul sen getmişsen, sen ölmüşsen...
Bu gara sevdaya benzir b.... yemişsen
İster gül, ister ağla heç farketmez
Oni alsan da, almasan da bu derdin bitmez
Ne diyim ele zor ki, anlatmah
Yaşarken sararıp, galharken boşluga bakmah
Ne etsen, ne yapsan derdin bitmez
Canın bedebde iken, ahlın kar etmez
Allah vere helal süt emmiş ola
Yohsa yandın gettin, hayatın mahfola
Beni de benden alan bu dert idi
Korolacah gözlerin, o gözleri niye gördü ki
İçimi yahdın, Allah sabir vere
Bu gayfede sene de bi sandalye düşe
Bol bol ağla, için açılır dedi...
Boynuni büyhdi, gafasini salladi, getti
Galdım masada bir başıma
Neden sonra garson tikildi garşima
Birşeyler öğrenip yapsaydım bari
Hesabi ödedim, çıhdım dişari...
Ellerim cebimde, düşünirem gara gara
Heç düşmez oldi dodağımdan cigara
O gün oldi, bugün oldi hele düşünirem
Bu ne zor derdimiş
Oni görsem de, oni görmesem de ölirem

 

 

 

 

SENİ ELE SEVİREMKİ

Seni ele seviremki!..
Diyirsen ki, niye?
Ne bilim, işde ele!
Seni görende bir hoş oliiiir, olir ölirem
Ahşam olir, davar, nahır, mal gelir
Komlar, ahırlar dolir
Sayiram sayiram biri esgik
Bi daha sayiram
Bi de bahiram ki tamam
Ama üzülirem;
Çünki sen gelmirsen
Diyacahsan niye?
Bennam, işde ele!
Yassi olir;
Sekide eymek yiyecağam
Civil lavaşi dürüm edir, tam kıtliram
Sen ahlıma gelirsen, yiyemirem
Sen ahlıma gelirsen, boğazımda dügümlenir
Gene diyirsenki, niye?
İşde ele...
Anam örtüleri sarir...
Gendi gendime yiyirem.
O da gidir, külli biçare galiram.
Gözlerim süzilir, uyuyacağam, uyuyamiram.
Gafam garişir yüreğim sıhışir,yatamiram.
Gene diyisen niye?
İşte ele...

Guşluğa doğri daliram.
Hayal, hülya görirem, sanki yanımdasan
Sevinir ele bir hoş oliram
Bir de ayıliram ki, yasdığa sarılmışam
Diyecahsan, niye?
Amaan işde ele...
Sabah olir, horozlar ötir, gün doğir
Galhiram, tavuklara, culuhlara yem verirem
Culuhlari (hindileri) dutir dutir öpirem;
Onları bile sene benzedirem
Saggın deme niye
Ne bilim, işde ele...
Gün gibi gelir, ay gibi gidirsen.
Beni yiye yiye bitirirsen
Hep ömrümden götirirsen.
Seni sevdiğimi de çoh ey bilirsen.
Diyirsen ki niye?
Bilirsen işde ele
Babam beni gapıya (sokağa) goymir diyirsen
Ey halt yiyirsen
Gomşulara, emin, ezen (teyze), bibin (hala) gile gidirsen
Madem ele çıh cama, tırhıca gel
Yüzün görim, bu da bene yeter
Saggın deme niye?
Ne bilim...
İşde ele...

SEN DE DİYACAHSAN BENDE HERİFEM

Sabahdan çıhir da işe gidirsen
Bilimirem ne edir, neler edirsen
Herkes er gelse de, sen geç gelirsen
Sen de diyacahsan ben de herifem
Gelir yiyir, içir hemen yatirsan
Nanca sahlasam da göze batirsan
Bir de utanmadan çalım satirsan
Sen de diyacahsan ben de herifem
Çoluh çocuh yüzün haftada görir
"Babam nerde" diye meleşir, sorir
Bunca ilgisizlik gafami yorir
Sen de diyacahsan ben de herifem
Herkesin evinde eşyanın türi
Bilirsen, bizimki başından guri
Aşşıği yuduzdun, galdı mi çuri
Sen de diyacahsan ben de herifem
Otel mi sanirsan, burası evin
Ayağın gır, otur bizinen, sevin
O ki gazanmışsan, bahmah görevin
Sen de diyacahsan ben de herifem
Ne dügün bilirıh, ne de seyrani
Yahının, hısımın, dostların hani
Boş mu buldun, dolanirsan meydani
Sen de diyacahsan ben de herifem
Yetmir getirdigin eymegin, aşın
Bizden niye gaçir, gizlirsen başın
Ev bezginleri mi, senin yoldaşın
Sen de diyacahsan ben de herifem
Gece ahlıma gelir, gahiram...
Ahlın başan topla, bize sahap çıh
Ey gezdin dolandın, bıhmadıysan bıh
Bilirsen sen bize, biz sene layıh
Sen de diyacahsan ben de herifem

SESLİREM

Ey güzel hemşehrim, canım ciğerim
Arhadaşım, emim, dayım, yegenim
Sana candan selam, gönülden hörmet
Sen içimdeki gurbet, yüregimdeki hasret
Sene gurban olim, ögünde ölim;
Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim

İster herif(erkek) ol, ister esgetek(kadın)
İster ehtiyar ol, istersen bebek
Sen anam, sen bacım, sen gardaşım
Sene gurban olim, ögünde ölim;
Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim

Eller bene beg, efendi demiş, e nedim
Senin "ola" diyişin isdirem
Sen bir yanda, ben bir yanda ey degil
Bir arada olah diye seslirem
Sene gurban olim, ögünde ölim;
Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim

Sen bensen, ben de senem, biz el olamazıh
Eger uzah galırsah, bize çoh yazıh
Seni ne gettin(kadar) sevdigimi bilirsen
Çünkü sen Erzurumsan, Erzurumlusan
Sene gurban olim, ögünde ölim;
Seslirem ya gah geeel, ya gahim gelim

GEL DADAŞ SOHBET EDELİM

Gel dadaş seninle sohbet eyliyek
Ben söylim, sen dinle, yanlışsa düzelt
Eğri otursan da doğru bir söz et
He dadaş, he gardaş, de hele bene,
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
Çengelköy, Bebek'te yalın mi vardi
Taksim, Osmanbey'de hanın mi vardi
Yohsa dadaş, Allah ahlın mi aldi
He dadaş, he gardaş, de hele bene,
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin

Kotran demirlemiş seni mi beyhler
Heç sene düşer mi yağma börekler
Bu goşuş, hay hengam, bu beyhlemeler
Çarşi, bazar, vitrinler, derden dert eyhler
He dadaş, he gardaş, de hele bene,
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin

 

Boğaz sırtlarında arazin mi var
Hileli dartacah terazin mi var
Çoluh çoçuğuna garazın mi var
He dadaş, he gardaş, de hele bene,
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
Denize açılıp yatta mi yatdın
Sen bu İstanbul'un ne zevkin tattın
Ey gafil dadaşım, battıhca battın
He dadaş, he gardaş, de hele bene,
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin

Zifir garanlıhda işen gidersen
Trenler bir mahşer, vapur cendere
Otobüsü, minibüsü gör hele
Bostanci neresi, Topgapi nere
Ey dadaş, ey gardaş de peki hele
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin

 

 

İlice'de* çadır gurmuş, yatirdin
Semavarın fokur fokur gaynardi
Bar dutardın, her bir zerren oynardi
Şanın itibarın, paran da vardi
Ey dadaş, ey gardaş de peki hele
Sen bu İstanbul'a ne diye geldin
(*Ilıca, Erzurum'un ilçelerinden birisidir)

ERZURUM'DA KIŞ

Şimdi Erzurum'da her yer bembeyaz
Karbeyaz örtüyü çekmiş üstüne
Palandökenlerden kopar bir ayaz
Savrulur ovanın, bağın üstüne

Erzurum'da karlar bar oynar, düşer
Bir beyaz halıyı döşer de döşer
Davul vurur, zurna çalar, çığ düşer
Erzurum'un yolu, izi üstüne

Ova, çarşaf gibi, kardan bir deniz
Köyler bu denizde yüzen gemiler
Biner kızaklara dalar gideriz
Tozakların, dalgaların üstüne

Karasu, karları yarar, savaşır
Bağdat'ı, Basra'yı sorar dolaşır
Dumlu'nun buzunu çöllere taşır
Kızgın çölün sıcakları üstüne

 

Erzurum'un tarihini yazsınlar
Bu kalemle, kar defterin üstüne
Karskapı'da bir çukura kazsınlar*
Şadi diye Kamber taşı üstüne

*Karskapı'da Asri Mezarlık bulunmaktadır

 

Evleri var idi, toprahli baca
Mantıs derdiler dört köşe saca

Gündüzi gündüz idi, gecesi gece
Hasta görmeye gelen gomşulari özledim
Damlarında loğ daşıni
İçindeki tandır başıni
Pstil çullamasi, kesme aşıni
Paytonuni, hızzegini, zankasıni özledim
Odası var idi, seki gibi
Dolu idi her yeri, köşesi, dibi
Bıyıklar buz dutardi, eserdi tipi
Gar'ıni, buzuni, gışıni göresdim
Gıranata, zilli definen olurdi dügün
Sobanın üstünde gaynardi gügüm
İftar topunda patlardi ödüm
Zöhörde davul, illah da horozun sesini özledim

 CANIM ERZURUM               

Kışı soğuk olur, yazları serin,
Dereleri çağlar; durgun hem derin,
Cennetten nişandır, her karış yerin,
Mesire diyarı… Canım Erzurum.

Erzurumlu Emrah, Mevlüt İhsânî,
Ruhânî, Nihânî, Yaşar Reyhânî,
Hak âşığı oldu; Baba Sümmânî,
Âşıklar diyârı… Canım Erzurum.

Abdurrahman Gazi, Habib Babası,
Uğrayanlar alır, hayır duası,
Aziziye oldu şehit tabyası,
Tabyalar diyarı… Canım Erzurum

Kızları hünerli; açar yufkayı,
Kadayıftan yapar; güzel dolmayı,
İkindi zamanı, semaver çayı,
Bir sohbet diyârı… Canım Erzurum

Dabakane ile cennet çeşmesi,
Hangisini sayam çoktur içmesi,
Hakkın kudretiyle akar cümlesi,
Çeşmeler diyarı... Canım Erzurum

Dostunu dost bilir, geçerler candan,
İkramı sunarlar, ayrandan baldan,
Sakınmaz gözünü budaktan, daldan,
Yiğitler diyârı… Canım Erzurum

Yaz, kış eksik olmaz dağların karı,
Yüreğinde yakar muhabbet hârı,
Meydanda Dadaşlar; oynarlar Barı,
Dadaşlar diyârı… Canım Erzurum.

Ata sporudur, cirit, güreşi,
Fakire, miskine dağıtır aşı,
Sehavet ehlidir; bulunmaz eşi,
Cömertler diyârı… Canım Erzurum.

Evliyâsı çoktur, âlimler yurdu,
Baltayla, kazmayla Moskof’u kovdu,
Başı dik, ön safta; Nene Hatun’ du,
Gaziler diyârı… Canım Erzurum

Yaylaları hoştur, çoktur ovası,
İnsanı ısıtır, nemsiz havası,
Palandökende sür, kayak sefası,
Turizm diyarı… Canım Erzurum.

Güldalı ününü; saymakla bitmez,
Bizim hafızamız; bu işe yetmez,
Dualı şehirdir; nâmı hiç yitmez,
Allaha emanet… Canım Erzurum.

    Yüzüme çok gülerler; yüzde yüzü yalandır
    Menfaat kaygısıdır hepsi, filân falandır
    Âlemin göz diktiği cebinde son kalandır
    Cebin delikse eğer vermezler bir yudum su
    Aldırma adam sen de hepsi geçer, dünya bu

    Herkes ısınır sana mangalın dolu korken
    Hısım akraba çoktur kazanın kaynıyorken
    Dostların yüzü güler maymunun oynuyorken
    Hakikî dost ararsan ne o, ne bu, ne de şu
    Aldırma adam sen de hepsi geçer, dünya bu

    Düşenin dostu olmaz: bir yol düş de görürsün
    O zaman dostları sen ancak düşte görürsün
    Tatlı hülyanın sonu budur işte, görürsün
    Hiçbirinin aslı yok, her şey fanî bakî hu
    Aldırma adam sen de hepsi geçer, dünya bu

    Gölü deniz zannettik, ince bir suyu Tuna
    Kardeş, arkadaş diye çok kandık şuna buna
    Meğer güzel yılları harcamışız boşuna
    Yazık ki giden gençlik gelmez geriye tuuu
    Aldırma adam sen de hepsi geçer, dünya bu!

    Bak bugün her tarafta esen rüzgâr sam oldu
    Her yer tutuştu, yandı, neşeler hep gam oldu
    Medenî Avrupalı değişti, yamyam oldu
    Deme Bu ne sakat iş? Ne çılgınlık bu yahu?
    Aldırma adam sen de hepsi geçer, dünya bu

CAN ERZURUM CAN

    Can Erzurum Can
    Kurtulduğumuz gündür bu gün
    Allah Allah sesleri yükseliyor
    Dadaşlar diyarından
    Yürekler bir bütün olmuş
    Tek damardan akıyor kan

    Gün bu gün an bu an
    Bu gün senin günündür
    Can Erzurum Can

    Dadaş yay gibidir
    Gerilmeye gelmez
    Bir kez şaha kalkarsa
    Dur durak dinlemez
    Ezer çıbanın başını
    Yaraları büyütmez

    Gün bu gün an bu an
    Bu gün senin günündür
    Can Erzurum Can

    Dadaşım tutuşmuş el ele
    Vermiş omuz omuza
    Kurtuluşunu kutluyor
    Büyük bir ihtişamla
    Baş barı oynanıyor
    Yine havuz başında

    Gün bu gün an bu an
    Bu gün senin günündür
    Can Erzurum CanBEN DADASIMMertlik denildi mi ben gelirim akla
    Mekânım Erzurum, Erzurum yayla...
    Yiğitten yiğidim erden de âlâ

    Ben Erzurumluyum, dadaşım dadaş!
    Palandöken kadar yücedir bu baş.

    Palandöken gibi başım dumanlı
    Yayla çocuğuyum, mert delikanlı
    Ben ölümden korkmayan, ben dokuz canlı

    Ben Erzurumluyum, dadaşım dadaş!
    Kalleşe düşmanım, mazluma yoldaş.

    Davul-zurna sesi nabız atışım
    Harbi hatırlatır o bar tutuşum
    Hırçın rûhum gibi sertçedir kışım

    Ben Erzurumluyum, dadaşım dadaş!
    Benim ile oyun olmaz arkadaş.

    Dünyaya hükmeden dirâyet bende
    Şecaat, basîret, ferâset bende
    Ben mert oğlu merdim, hâmiyyet bende

    Ben Erzurumluyum, dadaşım dadaş!
    Hem gönül ehliyim, hem ehl-i sırdaş.

    Ben, Bilge kağan, Alparslan neslindenim
    Savaşlar mezarım, bayrak kefenim
    Vatana kurbandır fani bedenim

    Ben Erzurumluyum, dadaşım dadaş!
    Canım yine ister kutlu bir savaş.

    Ben, çatma kaş, şahin bakışlı dadaş
    Ben kefeni kanla nakışlı dadaş
    Ben, tarihten daha da yaşlı dadaş

    Ben, Erzurumluyum, dadaşım dadaş!
    Dadaş demek, büyük demektir gardaş.

    Doru at üstünde bir babayiğit
    Gözler çakmak çakmak, elinde cirit
    Fır döner meydanda aslan mücahit!...

    O, Erzurumludur, dadaştır dadaş!...
    Bu CAN da dadaştır, bilesin adaş. BEM ERZURUMLUYUMHayatta kaygısız yaşarım senim
    Süt rengi ovalar yaylalar benim
    İlham verir bana palandökenim
    Ben Erzurumluyum Erzurumluyum

    Baba yadigârı posu belimde
    Altımda yağız at cirit elimde
    Serhat türküleri coşar dilimde
    Ben Erzurumluyum Erzurumluyum

    Yiğitlik dendi mi yücelir başım
    Erzurum dendi mi diner gözyaşım
    Ey sağdıcım kirvem yiğit dadaşım
    Ben Erzurumluyum Erzurumluyum

    Ceddim tarihleşmiş Oğuz soyunda
    Çok kılıç salladık sinir boyunda
    Dökülmüş kanımız var tuna suyunda
    Ben Erzurumluyum Erzurumluyum

    Çavgin sular gibi akarım duru
    Marifetnameden aldım desturu
    İmanın ihlâsın gönlümde nuru
    Ben Erzurumluyum Erzurumluyum

    Canim Nefi söyler içim gümrahtır
    Dilim Sümmanidir sözüm Emrahtır
    Yolum haktir özüm fena fillahtır
    Ben Erzurumluyum Erzurumluyum

    Aldım ilhamımı ulu tekbirden
    Mana dolusunu içmişim pirden
    Sevkim coşar gelir Çattan İspirden
    Ben Erzurumluyum Erzurumluyum

    Gezde Senkayayim gözde Dumluyum
    O ki Pasinlerde şifalı suyum
    Hınıs, Tekman, Narmanlı, Tortumluyum
    Ben Erzurumluyum ErzurumluyumBİR DESTANDIR ŞEHRİN
    Bir şehir var yaylada, tey yücelerde;
    Karlı dağlara sırtını, gönlünü bir garip
    Sevdaya vermis
    Esen rüzgarları hudutsuz,
    Uçan kusları hürriyet dermiş
    Bembeyaz sabrına bürünüp, ovaların,
    Dağlarınca heybetli, yıldızlarınca umutlu,
    Bir eli tüfeginde, bir eli şakağında
    Hudut beklermiş tabya başında
    Kapılarından akmış kervanlar oluk oluk
    İpek yüklü, bahar yüklü, Hind'in
    Yemen'in kervanları
    Erzurum, Van - Erzurum, Van
    Diye ötermiş çanları
    Maniler yakılmış, Erzurum ekin ekin
    Türküler koşulmuş Erzurum çarsı pazar
    Sen ağlama demiş canikom,
    Kirpiklerin ıslanır
    Ben ağlim ki, deli gönül uslanir
    Bile yazılmış kaderi yiğidiyle toprağım
    Bir soluk dinlenmeden didinmişler, durmuşlar
    Felegi hicveylemiş Nef'i, kayalar misali
    Sularınca ah çekip yollara düşmüş Emrah
    Yıllarca dertli Kerem, Aslı'nın peşinde
    Dağ degil, Palandöken göz dağıdır
    Yücesine kurulmuş camileri seslenir
    Duasında mümindir Çifte Minareler
    Üç Kümbetler masalda Selçuk'un üç dilberi
    Şahlanan bir gururdur, beri yanda Aziziye
    Sanatin çiçek açan bahçesi, Yakutiye
    Hele dadaş, adan gurban
    Ufaktan bir türkü çaldır,
    Hasret yüklü sesinle
    Yaz gelende çıkarlar mı Yayla Başına
    Semaverler tütende çermik yolunda,
    Al-yeşil giyinir, allanır mı tazeler
    Kaytan bıyıkli dadaşlar, kolkola mi gezerler
    Davul-zurna küte küt nabızlarimda vurur bazı
    At oynatmak diler gönül, bir cirit meydanında
    Düşlerimde her gece su içerim Yazıcı'dan
    Anam bazı Nenehatun, ben Erzurum dadaşı
    Bir şehir var yaylada
    Bulutlara deger başı
    Gönlümde sevdanın dumanı tüter
    Rüzgarları hudutsuz
    Uçan kuşları hürriyet, hürriyet diye öter

    ESARETTEN SEVGİLİYE MEKTUP
    Bugün aylardan çarşamba , günlerden haziran sevgilim.
    Bininci yıl savaşlarında düşmana esir düşen bedenimi
    Her gelen dakika seni düşünen yüreğimle
    Ayakta tutmaya çalışıyorum.
    Penceresi az rutubeti bol düşman zindanlarında
    Kubur farelerinden başka canlı yüzü göstermiyorlar bize.
    Yüzleri maskeli ,
    Yürekleri demir ,
    Elleri sopalı adamlar
    Gün dönümlerinde gelip
    Dayanıklı kemiklerimiz üzerinde
    Sabırla asırlarca süren deneyler yapıyorlar...
    Sonra üşüyorum hafiften...
    Ne zaman ki gözlerim kararıyor
    Ve her yanımı sıtmasal bir titreme sarıyor
    Hemen seni düşünüyorum.
    Nem bağlamış duvarların arasından
    Yeni bir gün gibi ısıtıyorsun gözlerimi;
    Olmadığın bu yerde sana dokunup
    Nefes almak heyecanı sarıyor her yanımı...
    Sonra ....
    Sonra harabeye dönmüş ellerimle dağıtıyorum hayallerimi.
    İnsanlığımdan utandığım bu yerde olabilme ihtimalinden ürküp
    Şimdi nerede olduğunu bilmediğim o yere gönderiyorum seni...
    Bir anlık aşkla parlayan gözlerim
    Asırlık bir telaşla kararıyor birden.
    Savaş meydanında açılmış alalade bir çukur gibi kapanıyorum üstüme...

    Bugün aylardan esaret , günlerden zindan sevgilim...
    Ellerimi senin yerine paslı prangalar sarıyor;
    Sensizlik ölüm gibi tüketiyor benliğimi
    Ve dayanılmaz ağrılar türüyor yüreğimde.
    Hayatta olup sana dokunamamanın utancı
    Her geçen dakika artıyor sevgilim...
    Seni sevebilme gücünün verdiği arzuyla
    Islak dudaklarından özlemle öpüyorum;
    Sevgiler
    Karanlıktan gülen adam....
    ERZURUM
    Karakış, zemheri sende Erzurum
    Sevdan çok yücedir bende Erzurum
    Gurbeti bitirdim yüz sürdüm sana
    Türküdür her dilde, telde Erzurum

    Savaşta hançeri vurur Erzurum
    On iki Mart günü gurur Erzurum
    Diyar-ı Dadaştır tüm yüreklerde
    Her daim başı dik durur Erzurum

    Tarım, hayvancılık varın Erzurum
    Misafirperverdir halkın Erzurum
    Gelenek, görenek baş tacı sende
    Saygı, sevgi, hürmet arın Erzurum

    Aç değildir gözün toktur Erzurum
    Özlemim gurbette çoktur Erzurum
    Şan, şeref, haysiyet taşırız kalpte
    Sende yalan, dolan yoktur Erzurum

    Suyu soğuk yaylaların Erzurum
    Çok heybetli tabyaların Erzurum
    Nur içinde yatsın aziz şehitler,
    Ulu Nene Hatun’ların Erzurum

    Damarda dolaşan kanım Erzurum
    Sen alın yazımsın canım Erzurum
    Kaldırımlarında yorgun ayaklar
    Sağım, solum, dört bir yanım Erzurum

    Şimdi dağlarında güller Erzurum
    Güllere hasret bülbüller Erzurum
    Götürün köyüme ölürsem beni
    Gayri anam figan eder Erzurum

    Yavuzer, Ergani telde Erzurum
    Hem Mevlüt İhsani sende Erzurum
    Vatanın güzide ozan diyarı
    Sümmani, Reyhani sende Erzurum

    Davut’ta bağrında yaşar Erzurum
    Sevinci göğsünden taşar Erzurum
    Layık süper lige futbol takımın
    Coştur hep bizleri başar Erzurum
    KOŞMA
    Geldi geçti bir Reyhani,
    Gören olmaz Erzurum'da.
    Kara taştaki mercanı,
    Kıran olmaz Erzurum'da.

    Can emanet veren alır.
    Ecel görünmezken gelir
    Mezarım gurbette kalır
    Soran olmaz Erzurum'da.

    Erbab-ı mana çarkına
    Gör kemali aşk arkına
    Emrahlar geçer, farkına
    Varan olmaz Erzurum'da.

    Mezar olur beden beden
    Sesleri gelmiyor neden
    Mâna derken onikiden,
    Vuran olmaz Erzurum'da.

    Havada yumurtlar huma,
    Kim der vebali boynuma
    Sazcı derler tabutuma,
    Giren olmaz Erzurum'da

    Abide yaptılar kimi,
    Reyhani dinle vasfımı
    Benim ise mazarımı
    Ören olmaz Erzurum'da.

    İklimi güzel, insanı özel Erzurum

    Erzurum ili bir başkadır.
    Dadaşın dili, gönlü aşktadır.
    Kar bile aşıktır sana,
    Mevsimden önce yağıştadır.
    İklimi güzel, insanı özel Erzurum

    Palandöken beyaz takkesini giyer.
    Dimdik durur, sanırsın kıyamdadır,
    Ovasına beyaz halı serilir,
    Sanki palandöken secde edecektir.
    İklimi güzel, insanı özel Erzurum

    Soğuktur suyu gözeden akar,
    İçtinmi, dişine sızı girer, yakar.
    Ne hararet kalır, nede serap.
    Şükür gerekir, nimetlerine Yarab.
    İklimi güzel, insanı özel Erzurum.

    Yaz gelince, erir karların usul usul,
    Karasuyu sevince boğar bir fasıl,
    Koşar gider tarlasına çiftcinin vel hasıl,
    Yazında hoş, kışında hoş Erzurum.
    İklimi güzel, insanı özel Erzurum.

    Baharın gelir, haber verir kardelenler.
    Yeşile bürünür dağ, taş, dereler.
    Sanırsınki ayağına halı sererler.
    Yazı güzel, kışı güzel Erzurum
    İklimi güzel, insanı özel Erzurum
     

    Alaaddin Taşkın

    Aklıma Erzurum gelir
    Kar deyince aklıma Erzurum
    Erzurum deyince aklıma Dadaş
    Dadaş deyince akllıma Mertlik
    Mertlik deyince aklıma Halkım gelir
    Geldi geçti bir REYHANİ
    Aşık Reyhani Anısına

    “Kırksene gözyaşı döktüm fincana; Kattım Karasu'ya aktım gidirem” diyerek önce Erzurum’dan, Pazar günü de aramızdan ayrıldı Reyhani Usta.

    KOŞMA

    Geldi geçti bir Reyhani,
    Gören olmaz Erzurum'da.
    Kara taştaki mercanı,
    Kıran olmaz Erzurum'da.

    Can emanet veren alır.
    Ecel görünmezken gelir
    Mezarım gurbette kalır
    Soran olmaz Erzurum'da.

    Erbab-ı mana çarkına
    Gör kemali aşk arkına
    Emrahlar geçer, farkına
    Varan olmaz Erzurum'da.

    Mezar olur beden beden
    Sesleri gelmiyor neden
    Mâna derken onikiden,
    Vuran olmaz Erzurum'da.

    Havada yumurtlar huma,
    Kim der vebali boynuma
    Sazcı derler tabutuma,
    Giren olmaz Erzurum'da

    Abide yaptılar kimi,
    Reyhani dinle vasfımı
    Benim ise mazarımı
    Ören olmaz Erzurum'da.

    AŞIK REYHANİ
    ....................................................
    KURTULAMAZ

    İnsan ömrü kara benzer
    Erimekten kurtulamaz
    Sona doğru azar azar
    Yürümekten kurtulamaz

    Gençlik açılmamış güldür
    İlim çağı tatlı baldır
    Sonu yaprak dökmüş daldır
    Kurumaktan kurtulamaz

    Reyhani yar yara kalsa
    Gönül neşe ile dolsa
    Aslı som altından olsa
    Çürümekten kurtulamaz
    AŞIK REYHANİ
    Bu şiirin hikayesi:

    Hayatı
    1932 yılında Hasankale'nin Alvar köyünde doğdu. Asıl adı Yaşar Yılmaz'dır. İran'dan göçen babası önce Kars'a daha sonra Erzurum'a yerleşti. Aşık Reyhani'nin çocukluğu köyünde geçti.

    Reyhani, rüyasında gördü bir kıza aşık oldu. Kısa bir süre sonra da kızı kaçırdı. Birkaç ay geçmeden evliliği geçimsizliğe ve huzursuzluğa dönüştü. Bunun üzerine karısının ailesi kızlarını alarak başka biriyle evlendirdiler. Aşık Reyhani, bu dönemden sonra Dertli mahlasıyla şiirler yazmaya, türkü söylemeye başladı. Ancak bu mahlası uzun süre kullanmadan, Bayburtlu Aşık Hicrani tarafından Reyhani mahlası verildi.

    Şiirleri birçok gazete, dergi ve araştırmada yaralan ve çeşitli radyo ve televizyon programlarına katılan Aşık Reyhani'nin, şiirlerinin bir bölümünü topladığı 'Alvarlı Reyhani' (1962) , 'Böyle Bağlar' (1966) , 'Kervan' (1988) ve bazı düşünce ve şiirlerinden oluşan 'Şu Tepenin Arkasında' adlı kitapları Dilaver Düzgün tarafından hazırlanan 'Aşık Yaşar Reyhani', (1997) adlı kitap bulunmaktadır..

    Mezarı gurbette kaldı

    Belediye başkanları ve ER-VAK’ın yoğun ısrarlarına rağmen Aşık Reyhani’nin vasiyetinin gerçekleşmesine ailesi izin vermedi. Ünlü Halk Ozanı, Erzurum’dan binlerce kilometre ötede, Bursa’da toprağa verildi.

     

    ERZURUM MEMLEKETİM

    Erzurum, memleketim, şiirim benim aşkım
    Zaman mekân ötesi yalnız sana müştâkım
    İçen göz yaşlarımı Aras yoksa Murat mı?
    Kararsızım yaramı sil mi? yoksa kanat mı?
    Erzurum’da özlemim,hasretim,umutlarım
    Sinmiştir toprağına soluk mutluluklarım
    Erzurum’da zamanı geçmişte dondurmuşlar
    Mekânı alçak bulup yükseğe kondurmuşlar
    Dar sokaklarda durur dost canlısı taş evler
    Korkutamaz onları yüzlerce katlı devler
    Yakutiye bir duygu, bir fikir,bir ütopya
    Aziziye çelikten yüreklerden bir tabya
    Çifte Minare'de göz görünmeyene bakar
    Geçmişine hasretle, geleceğe ümitvâr
    Tüm yollar Erzurum’da, kopar ufuktan sonra
    Kopukluk, sonu boşluk peki ya ondan sonra?
    Bir kopukluk görülen; bütünlük görülmeyen
    Yaşam bir bütündür ki ölmekle ölünmeyen
    Erzurum’u eziyor şimdi, zaman kadehte
    İnliyorken Erzurum,bütün gülmeler sahte.

    (Erzurum,1992)
     

    Yasemin Günay

     

     

    YANİ GARA

    Ayağında odun lalın, çoh yahışmış Tortum şalın
    Datli sözün senin balın, ne güzelsen yani gara
    Görende bir hoş oliram, seni benimsen saniram
    Görmeyende de ölirem, ne güzelsen yani gara
    Benden daha ey ohirsan, hanımlar gibi bahirsan
    Hamaratsan, çoh ey tohirsan, ne güzelsen yani gara
    Güzelligin hışır hışır, nevazil bile yahışir
    Sevgim de sende sıhışir, ne güzelsen yani gara
    Goni gomşi kötülesin, her görende hotulasın
    Bülbül gibi gelir sesin, ne güzelsen yani gara
    Huyun sordum hısımlaran, bibin demez asla gara
    Ama ezen senin yaran, ne güzelsen yani gara
    Ehram, çarşaf senin için, entarin var biçim biçim
    Yahışir da Allah için, ne güzelsen yani gara

     

     

     

    Gaççik bağlirsan yazmayi, sevirsen bahçe gezmeyi
    Hele bacınnan azmayi, ne güzelsen yani gara
    Peyde çamaşır yıhirsan, çoh endazeli sıhirsan
    Bilirem işden de bıhirsan, ne güzelsen yani gara
    Huysuz baban gatlaniram, o cazi anan taniram
    Gardaşın gardaş saniram, ne güzelsen yani gara
    Tırhıci aç yüzün görim, görim de orda ölim
    Hele bir de benim bilim, ne güzelsen yani gara
    Artislere benzedirem, her vahıtda dua edirem
    Uyhiya sennen girirem, ne güzelsen yani gara
    Mevlam'dan seni dilirem, davarlar gibi melirem
    Vallah seni çoh sevirem, ne güzelsen yani gara

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Erzurum, sevgi, aşk, burclar, güzel sözler, etkileyici sözler, aşk sözleri, cinsiyete gör buçlar, erkekler nasıl sever, çiceklerin anlamları, aşk mevsimleri, sevgi sözleri, komik sms, burcların özellikleri,bayanlarda spor,meme bakımı,erzurum, erzurum teyo pehlivan, erzurum fıkraları, erzurumun tarihi, erzurumun tarihi eserleri, erzurum yemekleri, erzurum videoları, cirit, bar, erzurum spor dalları, erzurum şiirleri, erzurum güzel sözleri, erzurum evleri, erzurum resimleri, erzurum palandöken, ve erzurum hak

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım


dantelanlasana
sudenuryildirim
sevgicennetiniz
ciltbakiminiz
sohbetyoutube

 Sohbet Güzel Sözler Dantel Dantel Dantel

Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı /
güzel sözler /